Meme Hastalıkları

Kadınlarda hem anneliği hem de cinselliği simgeleyen en önemli organlardan biri memelerdir. Kadın psikolojisi üzerinde de büyük bir etkisi vardır. Bu nedenle meme hastalıkları konusunda bilinç düzeyini artıracak çalışmalar yapılması önemlidir.

Özellikle 20 yaşından sonra kadınların her ay kendi kendine meme muayenesi yapması tavsiye edilir. Bu olası meme kanserlerinin erken aşamada tanısında önemli bir etkendir. Özellikle adetin 5-7. günlerinde sonra yapılması doğru sonuç alınmasını artırır. Memede herhangi bir farklılık hissedilmesi halinde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Memede görülebilecek hastalıkları ise;

Meme Ağrısı (Mastodini-Mastalji)

En sık görülen meme şikâyetidir. Adetten 10 gün önce başlar ve adetin başlamasına kadar ağrı artarak devam eder ve adetin başlamasıyla da ağrı azalır. Bu ağrıya dolgunluk ve şişkinlik de eşlik edebilir. Adetten bağımsız ağrılarda ise boyun kasları ve göğüs duvarından kaynaklı ağrılar görülür. Bunun yanında sigara, psikolojik nedenler, aşırı kafein alımı, hormon ve psikiyatrik ilaçlar ile daha önce geçilen cerrahi operasyonlarının da ağrıya etkisi olmaktadır. Ağrıları stres tetiklemektedir. Meme kanseri durumunda ise genelde ağrı görülmez.

Meme Başı Akıntısı

Memeden bir akıntı gelmesi durumudur. Akıntı değerlendirilirken, tek memeden veya her iki memeden gelmesi, kanlı olup olmaması, kendiliğinden veya memeyi sıkınca akıntı olup olması gibi durumlar önemlidir. Meme başı akıntısı olan hastaların mutla bir doktora başvurmaları gerekir.

Kendiliğinden, tek bir memeden kanlı akıntısı gelmesi risklidir ve bu durumda mutlaka mamografi, meme utrasonu veya duktografi görüntülemesi yapılıp doktor tarafından incelenmelidir.

Kistik meme hastalıklarında ise koyu yeşil bir akıntı görülür. Memeyi sıkınca gelen açık sarı veya süt gibi beyaz meme başı akıntısı ise normal olarak kabul edilir.

Memedeki İyi Huylu Kitleler

Firboadenom, fibrokistik hastalık, yağ nektoru ve filloides tümörüdür.

Fibroadenom

Memede en sık görülen iyi huylu tümörlerdir. 20-40 yaş arası kadınlarda görülür. Meme kanserine dönüşmezler ama bazı durumlarda kanser ile karıştırılabilmektedir. Belirli aralıklarla takibinin yapılması gerekir.

Fibrokistik Hastalık

Meme dokusunda yer alan içi sıvı dolu keseciklere denilmektedir. Süt kanalında gelişmektedirler. Kadınların %60’ında görülmektedir. Nedeni tam olarak bilinmese de ürüme hormonlarının etkisiyle ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Memelerde ağrı, adet dönemi öncesi şişlik ve hassasiyet, ele gelen kitle ve meme başından kahverengi akıntı gelmesi gibi şikâyetler görülmektedir. Genelde milimetrik boyutlarda görülür. Çok nadir olarak makrokistler görülür. Basit kistler kansere dönüşmez ancak ağrıya neden olabilir. Bu durumlarda kist içeriği enjektörle boşaltılmalıdır. Komplike veya kalın duvarlı kistlerin kanser riski bulunabilir bu nedenle biyopsi yapılması tavsiye edilir.

Yağ Nekrozu

Meme cerrahisi operasyonu geçirdikten sonra memede ağrılı kitleler görülebilir. Bu durum meme derisi veya çitteki çekinti yaşanması durumunda meme kanseri ile karıştırılabilmektedir. Bunun tanısı için biyopsi yaptırılmalıdır.

Filloides Tümörü

Çok nadir olarak 35-55 yaşları arası görülür. Genelde sert ve hareketli kitleler olarak bilinir. Fibroadenom benzer ama ondan %25 daha kötü huyu tiplerine rastlanabilmektedir. Muayene ve radyolojik görüntülerden tanısı konulamayabilir. Bu nedenle kitle çıkarılıp patolojik incelemeye gönderilmelidir.

Meme Kanseri

Kadınlarda en çok görülen kanser çeşididir. Kadınlarda kansere yakalanma riski 1/8 oranındadır. Meme dokularındaki hücrelerden gelişir. Dünyada her yıl 5 milyon kadın meme kanseri tedavisi görmektedir. Hastalığın tedavisinde en önemli etken; erken teşhistir. Erken teşhis ve tanı, hastanın daha uzun yıllar daha sağlıklı ve konforlu bir yaşam elde etmelerini sağlar. Meme kanseri vakaları, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi ile tedavi edilmektedir.

Meme Kanserinin Tanısı

Meme kanserinin tedavisinde en önemli etken erken teşhistir. Bu nedenle insanlar meme kanserine karşı bilinçlendirilmelidir. Erken tanı ile tedavinin başarısı artar, insanlar için daha sağlıklı ve uzun ömür sağlanabilir.

Erken tanı için üç yöntem uygulanabilmektedir. Bunlar;

Erken tanı durumlarında meme kanserine bağlı ölümler %30 oranında azalmıştır.

Meme Kanserinin Tedavisi Nasıldır?

Meme kanseri tedavisinde meme cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu birlikte hareket eder. Temel tedavi cerrahidir. Meme koruyucu cerrahi operasyonları kanserli dokunun bir miktar meme dokusu ile veya meme dokusunun tamamen çıkarıldığı mastektomi ameliyatı şeklinde olmaktadır. Hastalığın tekrar nüksetmemesi için kalan mema dokusuna radyoterapi uygulanır. Mastektomi uygulanan hastalar ile meme koruyucu cerrahi uygulanan hastalarda hastalığın nüksetmesi veya sağ kalım oranları aynıdır. Cerrahi tedavi öncesinde koltuk altı lenf bezleri incelenmeli, operasyonda bunlar da çıkarılmalıdır. Cerrahi tedavi ise; kemoterapi, hormonoterapi ve radyoterapi ile desteklenmelidir.

Tümörün büyük olduğu durumlarda ise kemoterapi ile tümör küçültülmeli ve cerrahi tedavi öyle yapılmalıdır.

Meme Kanseri Riskini Artıran Nedenler Nelerdir?

Cinsiyet: Meme kanseri riski kadınlarda erkeklere oranla 100 kat daha fazladır.

Yaşlanma: Meme kanseri riski 50 yaşından sonra daha da artar.

Aile Hikâyesi ve Genetik Faktörler: Ailesinde birinci derece yakınları olan anne, baba, kardeş veya çocuklarında meme kanseri görülen kişilerde risk büyüktür. Her 3 meme kanseri vakasından biri genetik geçişten kaynaklanır.

Kişisel Kanser Hikâyesi: Daha önce yumurtalık, rahim ve tiroid kanseri geçirmiş kişilerin meme kanserine yakalanma riski daha fazladır.

Hormonlar: Erken adet görme ve geç menopoza girme durumlarında uzun süre östrojen hormonuna maruz kalındığında risk artmaktadır. Progesteron ve östrojen hormonu içerin ilaçların uzun süre kullanımı da meme kanserini tetikler. Bütün bunlarla birlikte genç yaşta doğum, az emzirme ve çocuk doğurmama gibi durumlarında etkisi vardır.

Diğer Faktörler: Sigara, alkol, aşırı kilo alımı ve göğüs bölgesinin radyasyona maruz kalması meme kanseri riskini artırır. Bununla birlikte uzun boylu kadınlarda daha çok görülür. Menopoz öncesi aşırı zayıf kadınlarda, sonrasında ise kilolu kadınlarda risk artar.

Meme Kanserinin Tanısında Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Mamografi

Meme kanserinde röntgen ışınlarının kullanıldığı teknolojidir. Meme alt-üst ve sağ-sol yönlerden sıkıştırılarak röntgen filmi çekilir. Mamografi kontrol amacıyla da kullanılabilmektedir. Kitlelerin özellikleri, kireçlenme alanlarının tespiti konusunda önemlidir. Ele gelmeyen kitlelerin saptanabilmesinde de etkilidir.

Meme Ultrasonografisi

Ses dalgaları ile görüntü elde edilmesi teknolojisidir. Radyasyon içermediğinden gebelerde de kullanılabilmektedir. 40 yaş üstü kadınlarda tarama ve tanı amaçlı kullanılmaktadır. Bunun yanında biyopsi öncesi kitlenin lokalizasyonun tel ile işaretlenmesinde de kullanılmaktadır.

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

En çok görülen belirti memede sert bir kitlenin ele gelmesidir. Çok az kişide ağrı da görülebilir. Nadiren meme başında hassaslaşma, içe çökme, memede çekinti ve meme derisinde kalınlaşma görülebilir. Bazen de meme başı akıntısı görülebilmektedir.

Meme Kanseri Önlenebilir Mi?

Meme kanserini önleyecek bir ilaç, tedavi şekli veya yaşam tarzı henüz bilinmemektedir. Ancak hastalığa erken yakalanılması durumunda tedavi edilebilmektedir. Risk faktörlerinin ortadan kaldırılması da riski azaltabilir. Obezitenin önlenmesi, fiziksel aktivitelerin artırılması, hormon kullanımın kısıtlanması, emzirme süresinin uzatılması ve yaşam modelindeki değişiklikler ile meme kanseri riski azaltılabilmektedir. Genetik yatkınlığın bilinmesi de önleyici cerrahi açısından önemlidir.